cimcime26




cimcime26

ANA SAYFAYA DÖN SIK KULLANILANLARA EKLE AÇILIŞ SAYFASI YAP



HAKKIMDA

El islerini seviyorum.Canim istedigi zaman guzel seyler yapabilirim,Ögrenmeyi Arastirmayi,Okumayı severim.Nesir türü denemeler yazmaya çalışan,henüz tasarım aşamasında olup kaleme almaya çalıştıgım Adı Barış kitabının belkide ilerideki yazarı.kimbilir?

BANNERİM

ARKADAŞLARIM

refah tezcan
mavis62
Şükrü Yılmaz
nesrin naz
eyce
zeynepdenciciler
ataberkakturk
sados
metekan
Nalan Coşgun
nurayinorgudunyasi
gulaysem
gardenya70
sabay06
kimyager1067
gulumasli
guldiyarindan
dantelce12
mineabla
2563
özgün İnce
becede
(...........................) (...........................)
nazardeymesin07
bulmaca01
muazzezv
şule yüksel
ekolmany
sarper2005
safiye serbest
seyhanla
aytenceee
ipekce03
alpinch
berru78esila
yaseminlerim
İlker Çelik
pastacipinar
gonulgulu
hercai58
gulgununmutfagi
sema42
fatmacalezzetler
şennur yavuz
gelinciklerdiyari
sevgiyleyapilantatlar
sevgidenyana
aylinhobi
bizgeldikk
elbistanlm
selinmisirli
emsalsizim
herseycocuklarimizicin
reyyann
gulpinari
sevincaltuntas
mihriban35
sumisali77
teknay
emekliogretmen
semos09
mucizelimarket
nevince
nurummm
lezzetvadisi
melisaspecial
huzunlegelen
hayrunnisa38
hasretimsin38
asimelek58
adilosbebe1975
selam3842
dilobercem
nisan29
sunlight01
hobikusagi
sonbaharda

ARKADAŞLARIMIN BANNERLERİ

nadidelieserler Image Hosted by ImageShack.us






5/8/2009 - BERAT KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN.

Kategori: YAZILAR


Hadislerle Berat Kandili

Ebu Hüreyre Radıyallahu And’dan rivayet edildiğine göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:
—“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:
—“Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.
—“Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:
—“Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.

Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: "Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: "Ne mutlu bu gece rüku edenlere.
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Bu gece secde edenlere ne mutlu".
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece dua edenlere ne mutlu." Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -"Bu gece, Allah'ı zikredenlere ne mutlu".
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu."
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Müslümanlara ne mutlu." Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.
Bunları gördükten sonra, Cebrail'e sordum: "Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak?
Şöyle dedi: "Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder."


- Hz. Ayşe Radıyallahu Anha anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri, Nıfs-u Şa'ban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder."


Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi

Yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ticari faaliyetler yıl sonunda o program esaslarına göre kontrol) ve teftiş edilir. Kâr zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tespitinden sonra da gelecek yılın programı hazırlanarak şeklini alır.
Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tespit işlemleri sayesinde ekonomik hayatta istikrarlı ve sağlam bir ilerlemenin temini mümkün olur.
Bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bakalım. Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir.
Bu muhasebenin vakti üç ayların içindedir. Berat Kandili ile başlayıp Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar.
Duhan Sûresinin 2., 3. ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Âyetlerin meali şöyle:

"O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur."


Bu âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Ebi Cehil'in de dahil olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir. Her iki tefsiri birleştiren diğer bir görüşe göre de, hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir. Bu hikmetli işler nelerdir ve âyetin mânası nedir?

Yıllık Kader Programı

İbni Abbas'tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:
Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.

Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.

Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.

Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil'e verilir ki bu büyük bir melektir.

Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.

Fahreddin er-Râzî"nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.1

Berat Kandilinin "bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nev'inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin kudsiyetinde" olması bu manalara dayanmaktadır.2

Kur'ân'ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:

Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.

Berat Gecesinin Özellikleri

Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü'min kullarına berat yazar. Zaten bu gecenin dört adı vardır: "Mübarek Gece", "Berae Gecesi", "Sakk Gecesi. Belge ve senet. (Allah Teala bu gece mü'min kullarına beraet yazar)", "Rahmet Gecesi."

"Berat, beraet" kelimesi "el-berâe" kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.
"Berâet" iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Mü'minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir.

Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'dan Mekke'deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.3

Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır.
1. Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması.
2. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat sevaplı olması.
3. İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması.
4. Allah'ın af ve bağışlamasının coşması.
5. Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.

Bir rivayette bildirildiğine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam Şâban'ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. Ondördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. Onbeşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah'tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka...

Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.4

Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara vermektedir.
"Şâban'ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:

"İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. "Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.
"Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.
"Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder
." 5

Çünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden ve belalardan Ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır.

Bu Gece Af Dışı Kalanlar

Peygamber Efendimiz bu gecede af dışı kalanları şu hadisleri ile bildirmektedir:

"Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şâban'ın onbeşinci gecesinde rahmetiyle yetişip herşeyi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna."6 "Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna."7
"Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar."8


Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi.

Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhissalâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü'1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:
"Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder."9

İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur'ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir.

Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir. "Onun için elden geldiği kadar Kur'ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır."10

Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü'min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.

Berat Gecesi ibadeti

Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur'ân tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.

İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ'da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs'te kılınmış olduğu tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı için bid'at bile olduğunu ifade eder.

Bunun yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla beraber kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez.
Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.

Berat Gecesi Duası

Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
"Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."11


Berat Duası

Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."12

Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.

Kaynaklar
1 Hülâsâtü'l-Beyân. 13:5251.
2 Şualar, s,426.
3 TDİ."Berat" maddesi.
4 Hak Dini Kur an Dili, 5:4295
5 İbni Mâce, İkame, 191.
7 et-Tergîb ve't-Terhib, 2:118.
8 İbni Mace, İkametü's-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38.
9 Tirmizî, Savm:39.
10 Şualar, s.426.
11 et-Tergib ve't-Terhîb, 2:.119, 120.
12 Ra’d Suresi, 39; Mecmuatü’l-Ahzab, 1:597.
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı






3/6/2009 - BİR SİTE TANITIMI

Kategori: YAZILAR

SEVGİLİ ARKADAŞIM SELİN MISIRLI BİR TANITIM İÇİN RİCADA BULUNMUŞ BENDE ARKADAŞIMA DESTEK İÇİN TANITIMI SAYFAMA ALDIM.

 



Çoğu kişi internetten iş ilanları, kanunlar, mevzuatlar ve birçok resmi bilgi için site site dolaşıyor. www.devlet.tc sitesi bu tür resmi haberleri ve iş ilanlarını bir araya getirmeyi amaçlamış bir internet sitesi.

www.devlet.tc'de resmi bilgiler ve devlet ile alakalı birçok bilgiye ulaştım. KPSS ile ilgili bilgileri bile buldum. www.devlet.tc'nin birçok memur, çalışan ve iş arayana yardımcı olacağı kanısındayım. Bu memlekete böyle güzel bilgi ve içeriklere sahip websiteleri gerekiyor.

devlet.tc'e www.devlet.tc adresinden veya
google da "devlet" "devlet.tc" "www.devlet.tc" "www devlet tc" "devlet tc" "memur" "memurlar" "kpss" kelimelerini arayarak ulaşabilirsiniz.

Aynı zamanda Facebook üyeliği olanlar için eş zamanlı olarak içerik bilgilendirme sistemi de oluşturmuş, her eklenen haberi size postalayıp sizi rahatsız etmiyor, aksine bir grup oluşturmuşlar ve haberleri orada yayınlıyorlar, oradan da girip hangi haberler eklenmiş, haber özetlerini takip edebiliyorsunuz. Haberin devamını okumak için haber altında bulunan "Gönderinin Aslını Gör" bağlantısını tıklamanız yeterli oluyor.

Facebook hayran grubu adresi http://www.facebook.com/pages/wwwdevlettc/99482081982 bağlantısıdır. Gruba katılmak için resim altındaki "Hayran Ol" butonunu tıklayarak kayıt olabilirsiniz.
Facebook profilinizde paylaşmak istiyorsanız da www.devlet.tc sitesinde yer alan "Bu Sayfayı Facebook'da Paylaş" butonunu tıklayabilir ve içinde bulunduğunuz sayfayı facebook profilinizde paylaşabilirsiniz ya da http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.devlet.tc/ adresinden paylaşabilirsiniz.
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı






19/3/2009 - HAYIRLI CUMALAR

Kategori: YAZILAR

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı






7/3/2009 - 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

Kategori: YAZILAR


8 Mart Dünya Kadınlar Günü nasıl ortaya çıktı?

Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında ilan edilen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün geçmişi çok eskilere, birçok kadının fabrikalarda düşük ücretle ve ağır koşullarda çalıştırıldığı 1800’lere dayanıyor. İlk kez 8 Mart 1857’de New York"ta yaşayan bazı işçi kadınlar iş koşullarını protesto etmek için toplandılar. Düşük ücreti ve kötü çalışma koşullarını düzeltmek için greve gittiler. Grev, polisin müdahelesiyle sona erdirildi.

Polisin müdahelesi sonucu çıkan yangında 140 kadın işçi hayatını kaybetti. Kadın işçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı. Bunun üzerine 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kabul edilmesi önerildi. Ve öneri 1977 yılının aralık ayında Birleşmiş Milletler Genel Asemblesi’nde kabul edildi.

Kadınlar Günü"nün kabul edilmesinin temel sebebiyle bugünün ne alakası olduğunu anlamak için Uluslararası Af Örgütü"nün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle hazırladığı rapora gözatmak gerekiyor. Rapora göre;

 

  • Dünya kadınlarının yüzde 20'si, fiziki veya cinsel saldırıya maruz kalıyor. ABD"de her 15 saniyede bir kadın dövülüyor. Her yıl 700 bin kadın tecavüze uğruyor.
  • Mısır"da kadınların yüzde 35"i kocalarından dayak yiyor.
  • Evde sürekli dayak yemenin uzun vadeli etkileri fiziksel ve psikolojik olarak yıkıcıdır. Kadınlar, nerede gerçekleşirse gerçekleşsin, tecavüz sonucu travmatize olurlar ve yaralanırlar. Tıbbi sonuçları psikolojik travma, yaralar, istenmeyen gebelik ve kısırlıktır.
  • Sorumlular, kadını itaat için sindirmeyi veya akrabalarına, itaatsizliği nedeniyle utandırdığı için cezalandırmayı amaçlayabilir.
    İşte bu rapor doğrultusunda 140 kadının grev sırasında şiddete maruz kalarak öldürülmesinin ardından 120 yıl sonra Birleşmiş Milletler"in 8 Mart tarihini kadınlara hediye etmesinin nedenlerini anlamış olabiliyoruz.
  • Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı






    7/3/2009 - KUTLU DOĞUM HAFTASI TÜM MÜSLÜMAN ALEMİNE MÜBAREK OLSUN.

    Kategori: YAZILAR


    Önce siz vardınız.
    Bütün ruhlar “bela” derken,
    Siz yine en baştaydınız.
    Orada da önderdiniz.
    Ölümsüz ruhunuz aydınlattı bütün “bela”ları…
    Siz olmasaydınız zaten yaratılmazdı ki âlemler…
    Hz. Adem’in tövbesi kabul edilirken sebeptiniz;
    Hz. İsa’nın ruhu Rabbine giderken Ahmed’diniz. ..
    Siz müjdeciydiniz Efendim…
    En büyük müjdeydiniz.

    Bilemedik Efendim.
    Kıymetinizi…
    Hayatınızı…
    Sizi…

    Kâinatın yaradılışından,
    Kâbe’nin sahibinin evini koruduğu güne kadar;
    Kâinat sizi tanıyordu.
    Gelişiniz bekleniyordu.
    Ebabiller zalimlere kahhar adına savururken taşları;
    Yer-gök hasretinizden yanıyordu.
    Beklenendiniz.
    Kimseyi beklemek böylesine güzel olmamıştı.
    Kâinata müjdelenmiştiniz.
    Kimse sizin gibi ışık saçmamıştı.
    Varlığınızla sarsılırken âlemler;
    Semave deresi size kavuşmak için çağlamış,
    Kisra’nın sarayı önünüzde eğilmek i istemişti
    Yüzyıllardır yanan ateşler nurunuzdan utanmıştı belki de…
    Siz gelmiştiniz Efendim…
    Şereflendirmiştiniz kainatı…

    Siz mahzundunuz Efendim…
    Babanızı görmediniz hiç.
    Yetim kaldınız önce.
    Sonra melekler silerken gözyaşlarınızı,
    Uzak bir köyde annenizi bıraktınız.
    Daima yaralıydı kalbiniz;
    Fakirliği, açlığı, gurbeti,
    Yenilgiyi gördünüz.
    Yurdunuzdan kovulmayı da…
    Bilemedik Efendim…
    Hüznünüzü…
    Kırık kalbinizi..
    Sizi…
    Bilemedik Efendim…
    İçten gelen bir sesle “Anam, babam sana feda olsun” diyemedik.


    Siz liderdiniz Efendim…
    Bambaşkaydı her tavrınız…
    Cesaretle şefkatin birleştiği bir çınardınız.
    Zulüm gördüğünüz, kovulduğunuz topraklara girerken zerre kadar intikam duygusu yoktu kalbinizde…
    Kâinatın kalbini durduracak şanlı bir orduyla tertemiz bir ihtilal yapmıştınız.
    Bilemedik Efendim…
    Cesaretinizi,
    Şefkatinizi,
    Sizi…

    Siz sevgiliydiniz efendim…
    Sevgi üstüne kurmuştunuz hayatınızı.
    Siz, en çok seven ve sevilendiniz
    Sevilmeye en layık olan…
    Sevdikleriniz Rabbine giderken de,
    En metin olan..
    Kördüğüm gibiydi sevgileriniz
    Çözülemezdi…
    Bilinemezdi; kimse sizin gibi sevemezdi.
    Biz bilemedik efendim.
    Sevginizi ,
    Kalbinizi ,
    Sizi…


    Yalnız kaldığımızda
    Tecrit dönemi gelmeliydi aklımıza…
    Siz âlemlere rahmetken anlamamışlardı;
    Yalnız bırakmışlardı sizi…
    Bizi birileri anlamamış çok mu?
    Bilemedik Efendim.
    Derdinizi,
    Yalnızlığınızı,
    Sizi…

    Sevdiklerimizden uzak kaldığımızda
    Amcanızın ardından döktüğünüz gözyaşları gelmeliydi aklımıza;
    “Beni burada kime bırakıp gidiyorsun, ne annem var ne babam” deyişiniz.
    Siz böylesine özlem doluyken;
    Biz küçük ayrılıklar yaşamışız çok mu?
    Bilemedik efendim…
    Kalbinizi,
    Gözyaşlarınızı,
    Sizi…

    Büyük konforlar için kendimizi yaralarken;
    Alnınızdaki hasır izleri gelmeliydi aklımıza…
    Saraylarda yaşayabilecekken;
    Ümmetinizle aynı kaptan yemek yediğinizi bilmeliydik.
    Sizi bilmeliydik…
    Haddimizi bilmeliydik…
    Bilemedik Efendim…
    Tevazuunuzu,
    Haddimizi,
    Sizi…


    Sevdiklerimizi kaybettiğimizde siz gelmeliydiniz yine aklımıza;
    Çocuklarınızı kendi ellerinizle toprağa gömerken ki hüznünüz gelmeliydi…
    Hani oğlunuz İbrahim’i toprağa vermiş ağlıyordunuz;
    Gözyaşlarıyla;
    “Göz yaşla dolar, kalp mahzun olur, Rabbimi hoşnut etmeyecek şeyi yapamam ama beni çok üzdün çocuk.”
    Deyişiniz yankılanmalıydı kalplerimizde.
    Biz bilemedik Efendim…
    Acınızı,
    Teslimiyetinizi,
    Sizi…

    Birbirimize dert olurken;
    Siz gelmeliydiniz aklımıza.
    “Birbirinizi sevmeden iman etmiş olmazsınız” deyişiniz sarmalıydı kalplerimizi…
    Biz bilemedik Efendim…
    Sevemedik birbirimizi,
    Bilemedik sizi…

    Umutsuzluğa düştüğümüzde;
    Yine siz gelmeliydiniz aklımıza;
    “Beni görmeden iman eden KARDEŞLERİM” sözünüz çınlamalıydı kalplerimizde…
    Kardeşiniz olabilecek olmanın heyecanı kaplamalıydı yüreklerimizi..
    Biz bilemedik Efendim…
    Bize olan sevginizi,
    Sizi…

    O olsaydı diye başlayan cümleler yetim kalıyor şimdi…
    Hani namazda ağlayarak;
    “Rabbim! Sen bana, ben onların arasında iken ve onlar bağışlanma dilerken onlara azap etmeyeceğini vad’etmemiş miydin?”
    Demiştiniz ya…
    Yanımızda başucumuzdasınız…
    Önderimizsiniz…
    Siz varsınız efendim…
    Bu kâinat hala duruyorsa yerli yerinde;
    Sizin varlığınızdandır.
    Hala inmediyse azap melekleri yeryüzüne;
    Sizin şanınızdandır..
    Siz varsınız efendim…
    Kalbimizde yarasınız…
    Sevip sevip mahçup olduğumuz;
    Adını anıp çare bulduğumuz;
    Salat ve selamla teslim olduğumuzsunuz…
    Sevmeye bile layık değilken; sevgi umduğumuzsunuz.
    Şimdi dualarımız yükseliyor arşa;
    “Haberdar et Rabbim” diyoruz.
    Çaresizliğimizi, yalnızlığımızı, sevgimizi, mahcubiyetimizi…
    Bilmediklerimizle layık olmadıklarımızla karşınızdayız efendim.
    Bize rağmen;
    Alnımızdaki izlerden tanır mısınız bizi?
    O izler size yol olur da kurtarır mı bizi?
    Layık olmasak da “kardeşlerim” der misiniz?

    Siz varsınız efendim…
    Kalbimizde yarasınız…
    Sevip sevip mahcup olduğumuz;
    Adını anıp çare bulduğumuz;
    Salat ve selamla teslim olduğumuzsunuz…
    Sevmeye bile layık değilken; sevgi umduğumuzsunuz.
    Siz varsınız efendim…
    Bize hayat veren sizin yolunuzdur.
    Ve ölmediysek hala yaşıyorsak;
    Bizi bu çağa karşı dik tutan sizin kokunuzdur. ( FATMA TUNCER)
    Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı





    <- :: SONRAKİ SAYFA ->





    DİĞER

    relojes web gratis




    BLOG DESİNG BY TBESSUM221